- Dilan Er
- 4 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

"Anne oradasın değil mi?"
Çocuğun gözleri bir annede bir oyuncaklarındadır çünkü oyun oynamak isteyen çocuk 'güvende' hissetmek ister ne de olsa oyun mutluluk getirmelidir her seferinde. Mutlulukla ve kaygısızca oyun oynayan çocuk için annenin varlığı sadece fiziksel bir varlıktan ibaret değildir. Anne tam anlamıyla oradadır, çocuk ağlayınca hemen koşar, acıkınca hemen emzirir, korkunca hemen yatıştırır. Bu başlarda kesintisiz ve anında bir karşılık iken annenin elini yavaşça çocuğun üzerinden çekme zamanı gelecektir. Çocuk bu aşamada zorlanacak ama sarsılmayacak çünkü anne ona yeterince varlığını hissettirmiştir ve çocuk bunu içselleştirdiği için annenin eli çocuğa üzerindeymiş gibi hissettirir.
İngiliz çocuk doktoru ve psikanalist Donald Winnicott'un teorisine göre, anne ilk zamanlar bebeğin kaygısını, öfkesini yatıştıran ve ihtiyaçlarını anında karşılayan bir konumda olmalıdır, böylece çocuk eksikliği hissetmez. Annenin ilk zamanlar bebekle mükemmel bir uyum içersinde olmasının önemi şurdandır, bebek eksikliği tolere edebilecek bir kapasitede değildir henüz. Ama bunu öğrenmesi gerekiyor evet, bu da çocuğa mükemmel ve eksiksiz tamamlayıcılık duygusunun tamamen hissettirilmesi ile başlamak durumundadır. Zamanla anne yavaş yavaş ve tolere edilebilir dozlarda mükemmel uyumdan vazgeçer ve bebeğin hayal kırıklıklarını deneyimlemesini sağlar. Bu ikinci aşamadır ve sürecin bir parçasıdır. Başta mükemmelliği deneyimleyen çocuğun eksikliği de deneyimlemesi gerekir ve işte dönüştürücü olan burada başlar. Annenin ilk zamanlar gösterdiği o mükemmel uyum ardından gelen küçük hayal kırıklıkları çocuğu sarsmaz aksine çocuğun annesinin destekleyici ve düzenleyici işlevini içselleştirmesinin yolunu açar. Burada anne bu süreci aniden ve şiddetli bir şekilde değil bebeğin kaldırabileceği düzeyde yapmalıdır ki süreç yıkımı değil dönüşümü getirsin. Zamanla bu içselleştirme sayesinde çocuk 'annenin varlığında yalnız kalabilmeyi' öğrenmiş olacaktır. Artık çocuk rahatsızlık hissettiğinde o içselleştirdiği anne sayesinde kendini yatıştırabilecektir.
Bu aşamalardan anlıyoruz ki, çocuk için annenin varlığı yalnızca fiziksel bir varlık değildir. Çocuk annenin kapsayıcılığına ihtiyaç duyar. Kaygısının, öfkesinin ve tüm duygularının kapsanmasına büyük bir ihtiyaç. Peki ya süreç kesintiye uğrar veya doğru bir şekilde ilerlemezse. O zaman çocuğa kocaman bir boşluk, eksiklik duygusuyla beraber; kendiliğin entegre olmamış, parçalanmış bir hali kalacaktır.
"Anne neredesin seni görüyorum, duyuyorum ama hissedemiyorum sanki varlığın büyük bir yokluğun habercisi gibi".


