Can Dostum (1997) Filmi Üzerine
- Dilan Er
- 9 Tem
- 4 dakikada okunur

1997 yapımı "Can Dostum" orijinal adıyla "Good Will Hunting" filmi Will Hunting karakteri etrafında şekilleniyor çoğunlukla. Will, 20'li yaşlarında kavgacı, hayata karşı öfkeli, alaycı ve her konuda bilgisi olan biri olarak çıkıyor izleyicinin karşısına ilk bakışta.
Will'in öfkesi çocukluğundan kalma bir refleks gibidir bu oldukça anlaşılır çünkü çocukluğu istismar ile geçmiştir. Duygusunu henüz bilmeyen, anlamlandıramayan ve dile getiremeyen biri için öfke oldukça işlevseldir çünkü hiç bir duygu boşlukta salınmaz elbet bir formla çıkar ortaya. İstismara uğramış kişinin temelde acı, hüzün gibi depresif bir duyguda olmasını bekleyen bizler öfkeyi görmekteyiz. Üzüntü yerini öfkeye bırakır böylece özne kendini pasif bir konumdan daha etkin bir konumda gibi hissedecektir. Oysa öznenin temel duygusu yani üzüntü ortaya çıkmadıkça, öfke anlamsız, şekilsiz bir biçimde ifade bulacaktır her seferinde. Tıpkı Will'in olur olmadık her şeye öfkelenmesi gibi. Burada Will'in temel ve yaygın bir mekanizma olan bastırmayı kullandığını görebiliriz.
Diğer bir yandan Will'in alaycı yanı da bir çeşit bastırmadır ve aynı zamanda inkar. Will, temel ve asıl duygusuyla kalmak ve ifade etmek yerine alaycı "umurumda değil" dilini kullanır çünkü bu çok daha konforludur. Bastırılan ve inkar edilen şey Will için değersizlik duygusu gibi duruyor daha çok. Değersizlik duygusu yerini her şeyi bilen, ukala ve alaycı tavra bırakır. İnkarın burada ki anlamı değersizlik duygusunun yıkıcılığından ve kırılganlığından. Değersizlik duygusuyla kalmak kişi için oldukça zorlayıcı bir durumdur ve bu yüzden kişi çok başka ve hatta tam tersi bir duyguya kaptırır kendini. Fakat bunun bedeli, huzursuzluk, boşluk ve anlamsızlık olacaktır. Tıpkı Will'in deneyimi gibi.
Büyük bir üniversitenin temzilik personeli olan Will, üniversitenin matematik Profesörü Gerald Lambeau'nun zorlu bir matematik sorusunu çözerek, "Matematik Dahisi" oluyor bir anda. O sıralar Will bir barda İtalyan bir kız ile tanışır ve numarasını alır. Aynı zamanda karıştığı bir kavgadan ötürü yargılanır ve bu yargılanma sonucu ceza alır. Bu Will'in tek suçu değildir, sicili oldukça karmaşık ve kabarıktır. Profesör Gerald, Will'in cezaevinden şartlı tahliyesini sağlar ama bir şartla matematik sorularını nasıl çözdüğünü anlatacaktır ve haftada iki kez bir terapistle görüşecektir. Will terapist fikrini oldukça komik bulur ve gittiği tüm terapistlerle alay edercesine sohbet eder ve terapistler onu bırakır. Gerald çareyi lise arkadaşı ve şimdilerde iyi bir terapist olan Sean'da arar. Sean'ın sahneye girişi ise oldukça ilginçtir. Sınıfta öğrencilerine "güvenin öneminden" bahsederken görürüz Sean'ı ilk olarak. Bu oldukça manidar bir giriştir çünkü Terapist Sean, Will'in hayata olan güvensizliğini kıran ve dönüştüren iyi nesne olacaktır zamanla. Bunu ilk olarak Sean ve Will bir göl kenarında oturmuş sohbet ederken sezebilmek mümkün. Sean zamanın geldiğini düşünerek Will'e şunları söyler: "Sen daha çocuksun, konuştuğun şeyler hakkında en ufak bir bilgin yok. Sen Boston'ın dışına hiç çıkmadın. Sana sanat hakkında bir şey sorsam bana her kitaptan özetler verebilirsin ama Sistina Kilisesindeki o kokuyu tarif edemezsin çünkü orada durup o güzel tavana hiç bakmadın, görmedin. Şahsen sana hiç değer vermiyorum neden dersen senden hiç bir şey öğrenemem birkaç berbat kitap okuyabilirim sayende ama kendinden söz etmediğin sürece senden bir şey öğrenemem. Kim olduğunu bildiğim vakit, işte o zaman senden etkilenirim. Bunu yapmak istemiyorsun çünkü söyleceklerimden korkuyorsun".
Sean'ın bu sahnede ifade ettiğini psikanalizde önemli bir nokta olan hastanın kendinden bahsetmesi üzerine düşünebiliriz. Hasta çoğu zaman kendinden bahseder gibidir fakat aslında kendinden kaçmakla meşguldür hele ki ilk zamanlar. Gerçek anlamda kendinden bahsetmek; kırılganlıklarından, en görünmez yanlarından bahsetmektir ve bu hasta için zorlayıcı bir durumdur. Sean'ın sahneye "güven" temalı konuyla çıkması bize şunu söyler ancak güven duygusu gelişirse hasta kendini açmayı deneyebilir. Bunu sürdürmek ise işin bir diğer kısmı ve en zor olanı.
Bu sahne Will için oldukça etkileyici olur bunu sonraki seanslarda hiç konuşmamasından anlayabiliriz. Will seanslara gelir fakat tek kelime etmez. Oradadır çünkü ilk kez biri Will'i gerçekten görmüştür ve bu konuda isteklidir. Bu Will için güvenin ortaya çıktığının işaretidir fakat henüz tam olarak güvenmez Sean'e. Aynı zamanda Will'in sessizliğini direnç olarak da değerlendirmek mümkün. Sonra bir anda Will tanıştığı İtalyan kızdan bahseder ve şöyle der: "Bu kız mükemmel ve bunu yok etmek istemiyorum, böyle mükemmel kalsın benim için istiyorum. Bu yüzden onunla görüşmeyeceğim bir daha". Terapist Sean ise bu malzemeyi alır ve şöyle değerlendirir: "Belki şu an sende mükemmelsin ve bunu yok etmek istemiyorsun ama böyle yaparsan kimseyi tanıyamazsın" der. Buradaki kimse belki de Will'in kendi iç dünyası olarak da düşünelebilir. Will'in çocukluğu o denli berbattır ki, yetişkinlikte bir şeylerin mükemmelde kalmasına çok ihtiyacı vardır ve bunu da bir kişiyle tanışıp, ileriye gitmeden yani onu deneyimlemeden başarır. Çünkü her şey başlangıçta güzeldir az ya da çok. Yani Will ileride olacak olumsuzlukların önüne şu şekilde geçer, bir ilişkiyi başlatmak fakat deneyimlememek. Kimseyi gerçekten tanıyamamış ve gerçek bir ilişki kuramamış olmasından ötürü kendini de tanımaz. Çünkü özne ancak bir ötekiyle olan karşılaşması sayesinde kendini görür ve tanır.
İlerleyen zamanlarda Sean Will'e çok önemli bir soru sorar "Ne yapmak istiyorsun" Bu sorunun derinliğini henüz anlayamayan Will geçiştirir. Çünkü Will henüz ne yapmak istediğini bilmez ve bunu keşfetmekten korkar.
Sonlara doğru Sean Will ile olan görüşmesinde mahkemeye bir rapor hazırlayacağını söyler ve elinde Will'in sicil kaydı vardır. Sean Will'in istismarla dolu geçmişini öğrenmiştir artık ve Will'e "Bu senin suçun değil" der. Will ise "Biliyorum" diye karşılık verir. Sean bu cümleyi (Senin suçun değil) defalarca tekrarlar ve Will de her defasında aynı karşılığı verir (Biliyorum). En son Will Sean'ın kendisiyle alay ettiğini öfkeyle söyler fakat bu bir anlık öfke yerini sonunda hıçkırıklarla dolu ağlayışa bırakır.
Bu son sahnede Terapist Sean'ın cümleyi tekrarlayışındaki ısrar çok önemlidir. Çünkü amaç terapistin sesinin hastada yankı bulmasını ve hastanın sesi özümsemesini sağlamaktır. Biliyoruz ki, terapistin sesi hasta için tanıdık bir sese dönüştüğü vakit süreç anlam bulacaktır.
Son olarak Will'in öfkesinin dönüşümüne bakmak isterim. Sonlara doğru terapistine hep gülümser ve son seansta içten bir şekilde teşekkür eder. Öfke yerini şükrana bırakmıştır. Çünkü gerçek anlamda bir dönüşümden şükran duygusu olmadan bahsetmek mümkün değildir.


