Mümkün Ayrılıklar Üzerine
- Dilan Er
- 8 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 gün önce

"Küsüp gidenler, terk edenler ve hiç gidemeyenlere..."
Kökeni 'ayır' olan ayrılık kelimesinin hem deneyimsel karşılığı hem de psikanalitik anlamda ki karşılığı oldukça derin. "Bir bütünü iki parçaya bölmek, birbirinden ayırmak" tıpkı Zeus'un ilkel insan ırkını ikiye bölerek cezalandırdığı o hikayedeki gibi.
Margaret Mahler'e göre ayrılık bir gereklilik. Ayrılma-Bireyselleşme olarak literatürde geçen bu kurama göre ayrılık doğum kadar eskiye dayanır insan için. Bebek anneyle ilk zamanlar simbiyotik bir birlik (unity) içindedir ve annenin varlığından, farklı bir varlık olduğundan bi haberdir. Bebeğe göre anne onun bir uzantısıdır ve bu şekilde kaynaşmış bir birlik içerisindedirler. Yaklaşık altıncı aya doğru bebek annenin farklı bir varlık olduğunu anlamaya başlar ve merak eder kim bu varlık? Annenin saçını çeker ve dokunur ona çünkü o başka biridir artık. Bu aşamaya Mahler farklılaşma diğer manada yumurtadan çıkma adını vermiştir. Muhakkak bu benzetmede yumurta kabuğunun içinde var olmanın, dışarda olandan uzak olmayla ilişkisi var. İlginçtir ki Freud Mahler'den önce buna benzer bir tanımlama yapmış bebeğin ilk zamanlarki 'birincil narsisizm' imgesine dair. Freud'a göre bu aşamada yani birincil narsisizm aşamasında bebek kabuğun içindeki yumurta gibidir. Kendinden başkasının farkında olmayan bir imge şeklinde tıpkı bebeğin simbiyotik birliğinde olduğu gibi.
Zamanla annenin farklı bir varlık olduğunu deneyimleyen bebek bu sayede kendiliğinin de oluşmasına zemin hazırlayan bir sürece girer. Çünkü 'sen' diye bir şey varsa 'ben' diye bir bağımsız var demektir.
Ayrılmayı kişinin bireyselleşmesi veya öznelleşmesi olarak ele alırsak; öznelleşemeyen bireyin kendi fikrinin eksikliği, tatminsizliği, boşluk hissiyle tekrarlayan döngüyü ifade etmek yerinde olacaktır.
Bu kadar mühim bir sürecin aslında ne kadar zor da olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Ve her birimizin ayrılıklara verdiği tepkiler çok farklı. Kimisi ayrılmadan terk eder, kimisi terk edilen haline gelir, kimisi ise ayrılık hiç yaşanmamışcasına inkar eder.
Peki neden gereklidir bu ayrılık? Cevap basit: kendiliğin oluşması yani 'ben' kavramının oluşması için. "Ben kırmızıyı çok severim, ben bu yemeği sevmedim". Ayrışmış bir kendilik muhakkak yalnızlığa da tahammül edebilecek, sessizliğe de ve en nihayetinde tekrarlayan ayrılıklara da. Ayrılık... Ayrılığa tahammül etmek ve en önemlisi ayrılmayı becerebilmek ümidiyle...


